Hepimizin bildiği gibi yemek kültürümüzün tarihçesi de yüzyıllar öncesine dayanır. Bu kültürün en bilineni, en vazgeçilmezlerinden biri olan, yine Anadolu kadının yaratıcı ruhu ve her derde derman bulan maharetli ellerinin eseri tarhanada sıra... Dünyanın ilk hazır çorbası olarak bilinen tarhana, Selçuklu ve Osmanlı döneminde orduların beslenmesinde oldukça önemli bir
ihtiyacı karşılamış, özellikle Çanakkale Savaşı’nda askerlere güç vermiş. Tüm kültürel ögelerimizde olduğu gibi onun da bir hikâyesi var: Rivayete göre devrin padişahlardan biri Ramazan ayında veziri ile tebdil kıyafet geziyormuş. ''Top hangi evin önündeyken patlarsa o evde iftar edelim,'' demiş ve fakir bir eve misafir olmuşlar. Sofrada sadece çorba varmış. Padişah ikram edilen bu çorbayı öyle beğenmiş ki, ne çorbası olduğunu sormuş. Çorbayı hazırlayan köylü kadın: ''Dar hane çorbasıdır padişahım, kusura bakmayın. Afiyetle için,'' demiş.
Böylece ‘darda olan ev’ anlamına gelen dar hane, zamanla darhana ve sonra tarhana çorbası olarak anılmış.
Asırlar öncesi göçebe atalarımızın en sevdiği hazır yemek olan tarhana Türk mutfağımızın geleneksel damak lezzetleri arasında ilk sıralarda olma özelliğini halen sürdürüyor. Anında lezzetli ve keyifli bir yemeğe dönüşebilecek, yapılması çok kolay, uzun süre saklayabileceğimiz olağanüstü ürünümüz...